İçeriğe geç

ce Allah Resulü’nün bunları bilmesi söz konusu olamazdı. Ne var ki, Cenab-ı Hak, Rab-kul münasebeti içinde Efendimiz’e hitap ederken “bilmiyordu” anlamına gafil kelimesini kullansa da bizim O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakkında bu kelimeyi kullanmamız edep açısından uygun değildir. Zira Efendimiz başta olmak üzere enbiya-ı izamı anarken onların hususiyetlerini mutlaka göz önünde bulundurmak gerekir. Onlar, Allah’ın insanlar arasından peygamberlik gibi önemli bir vazife için seçtiği mümtaz simalardır. Âyetteki gafil kelimesi, halk arasında kullanılırken zihne ilk gelen mânâda bir gafleti ifade etmez. Bu yüzden buradan olumsuz bir mânâ çıkarılmamalıdır. Burada gafil, –yukarıda belirttiğimiz gibi– bir şey hakkında habersiz, daha önce onu hiç işitmemiş olan mânâsında kullanılmıştır. Kur’ân, bununla Kureyş ve Haşimoğulları’nın kulaklarını çınlatır, onlara der ki: “Peygamber bütün bunlara daha evvel vâkıf değildi. Muttali olmadığı şeyleri gayb âlemlerini bilen Allah O’na bildiriyor, O da size naklediyor. O’nun anlattıklarında en ufak bir şüphe yoktur.”

54