İçeriğe geç

rüya uydurup Hazreti Yusuf’a anlattı. Hazreti Yusuf, anlatılan rüyaların yalan olduğunu bilse bile anlatıldığı şekliyle onları yorumladı ve her ikisine “Artık hükmünüz verilmiş, sonuç kesinleşmiştir, bundan geriye dönüş yoktur.” dedi.108 Netice, aynen yorumladığı şekilde gerçekleşti.Bahsedilen rivayetin tenkidi bir yana, burada görmediği rüyayı görmüş gibi anlatma, yani rüya uydurma üzerinde ulemanın önemle durduğunu hatırlatmakta fayda vardır. Bazı alimler, görmediği rüyayı yalandan görmüş gibi anlatmayı küfre denk bir fiil gibi yorumlamışlardır.109 Çünkü birincisi, yalan rüya anlatan kişi, metafizik âleme dair bir şeyler gördüğünü, dolayısıyla da Allah’ın bazı şeyleri ona gösterdiğini iddia etmiş olur. İkincisi, böyle biri görmediği bir rüya uydurmak suretiyle Yüce Allah’ı yalanına şahit tutmuş olacaktır. Üçüncüsü, gördüğünü iddia ettiği rüyalarla insan kendini nazara vermek, başkaları nezdinde konumunu yükseltmek isteyebilir. İşte bütün bu açılardan rüya uydurmak çok çirkin bir günahtır. Aslında insan yalan söylemekle kafir olmaz. Bu yönüyle ulemanın yukarıdaki görüşüne iştirak etmesek de yalanın küfre götüren en önemli sebeplerden biri olduğunda şüphe yoktur. Ayrıca küfrün kendisi de en büyük yalandır. İnsanın küçük yalanlarla zaman içerisinde en büyük yalana doğru kayıp gitmesi ihtimal dâhilindedir. Kaldı ki, bir hadis-i şerifte, “İftiraların en büyüklerinden biri, kişinin görmediği bir rüyayı gördüğünü söylemesidir.”110 buyurulmuştur.Anlatılan rüyaları Hazreti Yusuf yorumluyor ve yaptığı yorumlar daha sonra aynen çıkıyordu. Bu ve diğer icraatlarına

169