daha sonra bildirir. Hazreti Ömer şöyle der: “O zaman git,o haberi Irak’ta dinle!” Evet, sırlar bir kişiye bile söylense sırolmaktan çıkar. Bu sebeple, gizli tutulması gereken meseleleri insan en yakınlarına bile söylememeli, hatta durumagöre eşiyle dahi paylaşmamalıdır.قَدْ شَ غَفَهَا حُبًّاifadesi bir deyim olarak; gönlünü kaptırmış,kara sevdaya tutulmuş, delicesine sevmiş, sevda ateşi bağrını yakmış gibi mânâlara gelir. Geçmişte edebiyata mâl olmuşLeyla ile Mecnun,Ferhat ile Şiringibi aşk hikâyelerinde resmedilen aşk, tamamen şehvete dayalı ve hayvanî his kaynaklı bir kâm alma duygusu değildir. Dolayısıyla daha masum,daha saf bir aşktır. Fakat kadının burada Hazreti Yusuf’a karşı beslediği duyguda, bedenî arzu ve istekler ağır basmaktadır. Arzularının esiri olan kadın, Hazreti Yusuf’tan kâm almaçabası içerisindedir. O dönemde cismanî ve bedenî arzularadayalı günahların yaygın olduğunu hesaba katarsak, kadının duygularının arka planını büyük ölçüde tahmin edebiliriz. Muhtemelen bu tarz bir hayat, mevcut kraldan önce başlamıştı ve kral metafiziğe açık biri olmasına rağmen o günde devam ediyordu. Belki de gizli gizli devam ettiriliyordu.Öyle ki büyük günahlar bile toplumda normal karşılanıyordu. Mesela kadının şiddetli arzuları vardı. Bu arzularını gerçekleştirmek için Hazreti Yusuf’a sarkıntılık etmiş ve kocasıtarafından suçüstü yakalanmıştı. Eşini bu şekilde yakalamışbiri olarak kocasının hezeyanlara girmesi, Hazreti Yusuf’u saraydan kovup kadını şiddetli bir şekilde cezalandırması düşünülebilirdi. Buna rağmen kocası bunları yapmayıp, meseleyi büyütmeden hâlletmenin yolunu arıyordu. Muhtemelen otoplumda bu tür şeyler yaygındı ve bu durum, onlarda günahlara karşı bir kanıksama, bir tolere etme duygusu oluşturmuştu. Bu yüzden de meseleye “Ne yapalım bu toplumdabunlar oluyor, bir şekilde durumu idare etmemiz gerekiyor.”şeklinde yaklaşmayı tercih ediyorlardı.