İçeriğe geç
قَالَ اَاَلَ يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْ زَقَانِهِ إِاَّلَّ نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِ يلِهِ قَبْلَ أَنْ يَأْتِيَكُمَا ذَلِكُمَا
مِمَّا عَلَّمَنِي رَبِّي إِنِّي تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْ مٍ اَاَلَ يُؤْ مِنُونَ بِاهللِ وَ هُمْ بِاآْلْ خِ رَةِ هُمْ
كَافِرُونَ وَ اتَّبَعْتُ مِلَّةَ آبَائِي إِبْرَاهِيمَ وَ إِسْ حَاقَ وَ يَعْقُوبَ مَا كَانَ لَنَا أَنْ
نُشْ رِكَ بِاهللِ مِنْ شَ يْ ءٍ ذَلِكَ مِنْ فَضْ لِ اهللِ عَلَيْنَا وَ عَلَى النَّاسِ وَ لَكِنَّ أَكْثَرَ
النَّاسِ اَاَلَ يَشْ كُرُونَ ۝ يَاصَ احِ بَيِ السِّ جْ نِ أَأَرْبَابٌ مُتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ اهللُ
الْوَ احِ دُ الْقَهَّارُ ۝ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِهِ إِاَّلَّ أَسْ مَۤاءً سَ مَّيْتُمُوهَۤا أَنْتُمْ وَ آبَاؤُكُمْ
مَۤا أَنْزَلَ اهللُ بِهَا مِنْ سُ لْطَانٍ إِنِ الْحُكْمُ إِاَّلَّ هلهلِلِ ِ أَمَرَ أَاَّلَّ تَعْبُدُۤوا إِاَّلَّ إِيَّاهُ ذَلِكَ
الدِّ ينُ الْقَيِّمُ وَ لَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ اَاَلَ يَعْلَمُونَ ۝

“Yusuf: ‘Yiyeceğiniz yemek henüz gelmeden, her ikinizin rüyasını da size tabir edeceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. (Ama, önce biraz beni dinleyin:) Ben Allah’a iman etmeyen, ahireti de inkâr eden bir halkın dinini bir tarafa bırakıp atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine tâbi oldum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmak bizim ne haddimize! Bu, Allah’ın hem bize hem de başka insanlara olan ihsanıdır. Ama ne yazık ki insanların çoğu bu nimete şükretmezler. Ey hapishane arkadaşlarım, bir düşünün, sizin için farklı farklı birçok ilaha mı; yoksa tek mutlak hâkim olan Allah’a ibadet etmek mi iyidir? Allah’tan başka ibadet ettiğiniz tanrılar, sizin ve atalarınızın ilah olarak isimlendirdikleri uydurmalardan ibarettir. Allah onlara kulluk etmeye dair hiçbir delil de indirmemiştir. Oysaki mutlak hüküm ve hâkimiyet yalnız Allah’ındır. O, başkasına değil, yalnız Kendisine ibadet etme-

162