İçeriğe geç

onu kurt yer.” diyor. Hazreti Yakup bunu elbette onlara koz vermek için değil, onları ikaz etme maksadıyla söylüyor. ‘Aklı aşkın akıl’ ya da ‘peygamber mantığı’ şeklinde ifade ettiğimiz “fetanet” sıfatına sahip olan peygamberler kimseye –hâşâ– safiyane koz vermezler. Bunu ona muhakkak ki Allah söyletmiştir. Biz böyle durumlar için ‘intak-ı bilhak’ tabirini kullanırız. Yani “Allah ona hakkı, gerçekleşecek şeyleri konuşturmuş.” deriz. Fakat evlatları bunu bir ipucu ve koz olarak kullandılar. Kardeşlerini kuyuya attıktan sonra akşam eve gelip “Yusuf’u kurt yedi.” dediler. Daha önce de temas ettiğimiz üzere bu türlü durumlarda Yüce Allah’ın makro plandaki muradını anlamaya çalışmak gerekir. Mesela burada Hazreti Yakup (aleyhisselâm), “Belki onu kurt yer!” demeseydi, –esbap açısından– belki ardından gelecek zincirleme olaylar serisi gerçekleşmeyecek ve Hazreti Yusuf, Mısır’daki konumunu ihraz etmeyecekti. Evet, başlangıçta iç yakan bu hâdisenin neticesi o kadar güzel oldu ki bütün Mısır ve çevresi bu vesileyle ışığa uyandı, refaha kavuştu.

92