İçeriğe geç

ve dış güzelliği, o eda ve endamı da tahdis-i nimet babındanzikretmeden geçmiyor.Âişevalidemiz,Efendimiz’ingüzelliğinehayrandı.Kadınların Hazreti Yusuf’un fevkalade güzelliği karşısındakihayretinin zikredildiği yerde o, Efendimiz’in güzelliğine olanhayranlığını şu sözleriyle dile getirir:لَوَ احِ ي زَلِيخَا لَوْ رَأَيْنَ جَبِينَهُ آآَلَ ثَرْ نَ بِالْقَطْعِ الْقُلُوبَ عَلَى اأْلْ َيْدِ ي

“Yusuf’un güzelliği karşısında ellerini kesen kadınlar, Eğer benim Efendimin güzelliğini görselerdi bıçakları ellerine değil kalplerine saplarlardı.”101 Molla Câmi de bu hayranlık senfonisine benzer seslerle şöyle eşlik eder: “Mısır kadınları Hazreti Yusuf’un cemalini gördüklerinde kendilerinden geçmiş ve o dehşet içinde kendi ellerini kesmişlerdi. (Ey gözümün nuru Efendim!) Eğer onlar Senin cemalini görselerdi, ellerindeki hançerleri kalblerine saplarlardı. Senin güzelliğinin bahsedildiği yerlerde; Yusuf’un güzelliğinden söz etmek efsaneden ibaret kalır.”Evet, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) eda, endam ve güzelliği tamdı, ölçülüydü. Ancak iş bununla bitmiyordu. Bunların ötesinde O’nun benzersiz bir iç güzelliği vardı. Rivayet edildiği üzere “İnsanların hem simaca hem de ahlakça en güzeliydi.”102 Bu iki güzellik kendisinde birleştiğinden dolayı olağanüstü bir çekicilik, bir kutsî cazibe oluşturuyordu. Öyle ki bu kutsî cazibeyi fark eden Hatice validemiz ilk fırsatta O’na evlilik teklifinde bulundu. O zamanlar Mekke’nin hemen hemen en zengin kadınıydı ama Efendimiz’deki o iç ve dış güzelliğine bütün servetini feda etmeye hazırdı ve etti de.

147