da onları kendi korumasına aldı. Tabii, gelenler onun ebeveyniydi. Gerçi rivayete göre annesi vefat etmişti. Bu gelen, üvey annesiydi. Fakat neticede Kur’ân onu da ebeveyn tabirinin içine dâhil ediyor. Bir ebeveyne yapılması gereken daha ne varsa, Yusuf (aleyhisselâm) onu mutlaka yapmıştır. Babasının eline mi sarıldı, babası da onu bağrına mı bastı! Bu ve benzeri şeyleri Kur’ân zikretmediği için bütün muhte-
mel muamelelerinٰاٰٰوٰ ىkelimesinin içinde olduğu mülahazaedilebilir.Hazreti Yakub’un Mısır’a girişi ile alâkalı İsrailiyat kaynaklıbir kısım tasvirler bulunsa da Kur’ân ve Sünnet’te bu konuda açık bir bilgi olmadığından sükût etmek evlâdır. Efendimiz(sallallâhu aleyhi ve sellem) böyle durumlarda,“Tekzip deetmeyin tasdik de!”175buyurmuştur. Bu yüzden söz konusu rivayetlerden sonra “Allahu a’lem” (En doğrusunu Allah bilir)demek icap eder. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konudaçok hassastır. Kur’ân ve Sünnet’te olmayan konulara girdiğinde hep “Doğrusunu Allah bilir.” mânâsına gelen ifadelerle sözünü tamamlar.