sıdır: İnsan bu dünyada yaşarken de bir mekânda, bir şirkette hatta bir ülkede yapılan faaliyetlerin neticesini görmeden başka bir şirkete geçip ya da farklı bir ülkeye gidip orada hiç başlanmamış ya da yarım kalmış işlerin altına girebilmelidir. Kaderin onun hakkında tebessümleri varsa zaten onu alır, bu sefer farklı yerlerde değişik hizmetlerde istihdam eder. Bir yerde iş kemale erince faaliyetler ahengini bulunca, o kişi kader-i ilahi tarafından başka bir işe sevk edilir. İnanan insan iradesinin hakkını verip elinden geleni yaptıktan sonra kaderin sevkine talip olmalı, onu gözetmeli. Yoksa yapıp ettiklerinin neticelerini görme beklentisi onun için birer plaket gibi olur. Burada alınacak plaketlerin ise ötedeki plaketlerden mahrum olmaya sebebiyet vermesinden korkulur. Evet, insan Allah yolunda yaptığı faaliyetlerin neticesini görmeme, yaptıklarının semeresini bu dünyada tüketmeme konusunda hassas olmalı, bu konuda en ufak bir beklentiye girmemelidir. Tâ ki ihlasını korusun, gururdan kibirden uzak dursun, Allah ile bir iç pazarlığa girmemiş olsun.
Yusuf (aleyhisselâm) arka arkaya gelen kederlerden son-
ra üst üste sevinç tabloları yaşamıştı. En sonuncusu, şeb-i arus (düğün gecesi) gibiydi. Zira babası ile beraber bütün aile fertleri bir araya gelmiş, İslam mesajını Mısır’dan bütün o çevreye duyurmanın yolu açılmıştı. Böylece hepsi hem dünyevî hem de uhrevî çok ciddi saadetlere ermişlerdi. Hayatı boyunca vahyin gölgesinde peygamber firasetiy-
le hareket etmişti. Yaşadığı onca ızdıraba rağmen küsme-
miş, darılmamış, vazgeçmemiş, bilakis her vesileyi hedefine
doğru ilerleme yolunda kullanmış ve sonunda maksuda ulaşmıştı. Bütün bunların günümüz hâdiseleri açısından iyi
analiz edilmesi, yol ve güzergah emniyeti gibi gerekli dina-
miklerin çıkarılması gerekir.