İçeriğe geç

Hz. Ebû Bekir Sıddîk, Kur’ân’a öyle inanmıştır ki, bu âyeti duyar duymaz gidip, Âs İbn Vâil ile belli sayıda deve üzerine bahse girer. O gün için böyle bir bahse girme ayrı bir konu; mevzumuz, Kur’ân’ın mucizevî haberlerine inanma mevzuu. Hz. Ebû Bekir, بِضْعِ سِنِينَ kelimesini üç yıl olarak anladığından üç senesine bahse girer ve gelip bu hususu Efendimiz’e haber verir. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), بِضْعِ سِنِينَ’in üçten dokuza kadar bir rakama baktığını, dolayısıyla da seneyi dokuza çıkarıp develeri artırmasını söyler. Hz. Ebû Bekir gidip bahsi, Efendimiz’in dediği şekilde değiştirir. Ve derken بِضْعِ سِنِينَ gelir geçer. Bedir harbi ve zaferi yaşanır. Bir süre sonra da, Heraklius’un içkiyi bıraktığı, yeniden derlenip toparlandığı, Sâsâniler’e karşı savaş başlattığı ve zaferyâb olup onları haraca bağladığı haberi gelir.

Evet Kur’ân’da, o nazil olduğu günden sonraki devirlerde meydana gelecek hâdiselerle alâkalı pek çok sarâhat ve işaret vardır ki, Rûm sûresinin başı sadece bunlardan biridir. Ayrıca burada, “غَلَبَتِ الرُّومُ… وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيُغْلَبُونَ” şeklinde bir kıraat da söz konusudur ki, o zaman mânâ şöyle olacaktır: “Rum galebe çaldı; onlar da bu galibiyetlerinden sonra yenilgiye uğratılacaklardır.” Birkaç sene sonra İslâm orduları Rûmları yenerek bu müjdeyi de gerçekleştirmişlerdir.

Hudeybiye’yi müteakip Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), melûl mahzûn Medine-i Münevvere’ye dönerken, Allah’ın (celle celâluhu), hem bir bişâret (müjde) hem de Hudeybiye’deki sulhun vaadettiklerini ifade eden:

9