Lütuf Ve İhsanla İmti̇han
Mü’min, kendisine gelen bütün lütufları, Cenâb-ı Hakk’ın engin rahmetinin bir ifadesi olarak görür. Bizdeki faziletler, lütuflar, ihsanlar, hep O’nun bağının gülleri ve çiçekleridir. Biraz tefekkür ettiğimizde bunların kat’iyen bizden kaynaklanmadığını hemen anlayıveririz. Evet, bizim yapıyor göründüğümüz her şeyi aslında O yapmaktadır. Zaten bunun aksine inanmayı da şirk kabul ederiz. Akidelerini; “Sizi de ef’âlinizi de yaratan Allah’tır.”1, “Allah dilemezse siz bir şey dileyemezsiniz.”2 âyet-i kerimeleriyle “Allah neyi dilemişse o olur, olmamasını dilediği şey de olmaz.”3 beyan-ı nebevisinin şekillendirdiği insanlar, Allah’ın lütfettiği bunca nimetleri, öyle inanıyorum ki, kendilerinden bilmez ve kendilerine mâl etmezler.
Allah’ın bu lütufları bizi, fahre, gurura, kibre değil; hamde, senaya ve Cenâb-ı Hakk’a itimada sevk etmelidir. Kaldı ki, zannediyorum vicdanlarımızda, Allah’ın bizleri hizmete muvaffak kıldığı gibi muhatapları da muvaffak kılacağı görünmektedir.
Dipnotlar
- 1 Sâffât sûresi, 37/96.
- 2 İnsan sûresi, 76/30; Tekvîr sûresi, 81/29.
- 3 Ebû Dâvûd, edeb 100, 101; en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 6/6.