İçeriğe geç

Burada, ağır şartlar altında ondan kopma üzerinde duruluyor ve “Eğer bir insan, herhangi bir zorba ve cebbârın baskısı karşısında Kur’ân’a sırtını döner, ondan uzaklaşırsa, Allah da onu helâk eder.” diyor. Biraz daha açalım; Kur’ân’ı şöyle böyle vicdanında duymuş, kitaplarda görmüş, misalleriyle yaşamış, hüşyâr vicdanı ile bu meseleye uyanmış bir insan, ona karşı bunca yakınlık duyduktan sonra kalkıp da bir baskı ve bir terör karşısında Kur’ân’ı terk ederse Cenâb-ı Hak da onu derdest eder ve baş aşağı getirir.

Burada vurgulanmak istenen şudur: Eğer siz, size zarar verecek kimselerden çekinip de Kur’ân’dan uzaklaştığınızda, Allah (celle celâluhu) sizi helâk edecekse, bu kabil tehlikelerin hiçbirinin söz konusu olmadığı bir yerde elinizi ondan gevşetirseniz derdest edileceğiniz kat’î demektir. Bu ifade tarzı Kur’ân-ı Kerim’deki şu ifade tarzına çok benzer: فَلَا تَقُلْ لَهُمَۤا أُفٍّ“Anne ve babanıza ‘öf’ bile demeyin!”11 Evet, eğer O, anne ve babaya “öf” bile demeyeceksiniz diyorsa, bundan anlaşılıyor ki “haydi be” şeklinde bir ifadeyi hiç diyemezsiniz.. elinizi kaldıramaz.. kaşlarınızı çatamazsınız.. ona vuramazsınız.. kapıyı yüzüne çarpamazsınız… Eğer en basit bir söz ve hareket yasak edilmiş ya da haram sayılmışsa, onun üstünde yapılacak her şey yasak demektir. Kur’ân-ı Kerim en ehveni ile problemin önünü kesiyor, tahşidât yapıyor, “Aman sakın, zinhar bunun daha büyüğüne girmeyesin!”, diyor. Evet, hadiste ifade edilen de işte budur.

16