İçeriğe geç

Hâdiseler, Asr-ı Saadetten başlayarak Kur’ân-ı Kerim’in ifade ettiği şekilde cereyan etmiş ve bugüne kadar âdeta bir devr-i daim yaşanmıştır. Sahabe-i kiram, tâbiîn-i izâm, Emevîler, Abbasiler ve onlardan sonra İlhanlılar, Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar gelmiş.. ve biri giderken de, lisan-ı hâliyle elini kulağına koymuş ve bir müezzin gibi: إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ“Eğer O dilerse sizi ortadan kaldırır ve yepyeni bir halk, bir millet getirir.”7 demiş öyle gitmiştir. Bu devr-i daimlerin ifade ettiği mânâ şudur: Bir bir gelenler bir bir gidecek ve her zaman sadece ve sadece o önü-sonu olmayan Bâki kalacaktır. Şart-ı âdî plânında, iman, istikamet, hakikat aşkı, araştırma iştiyakı gelip kalmanızın, kalıp ömrünüzü uzatmanızın vesilesi olabilir ama gitmeniz mukadderdir.

7