İçeriğe geç
34. Bölüm

İçti̇maî Adalet

Soru: İslâm’ın getirmiş olduğu sosyal/içtimaî adaletin bağlı olduğu esaslar nelerdir?

İslâm; inanç, ibadet, muamelât, ahlâk ve âdâba dair hükümler itibarıyla bir bütündür. Bunlardan bir tanesinin eksik olması, bütünü ve bütünlüğü bozar ve bütünden hedeflenen gayenin tahakkukuna mâni olur. Kur’ân’ın, اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ“Dininizi bugün tamamladım.”1 âyeti, İslâm’ın bir sistem olarak bütünlüğünü bildiren en büyük delildir.

İşte sosyal adalet denilen şey, bu bütünün toplum hayatına yansıtılması suretiyle kendiliğinden ortaya çıkacak olan bir neticedir. İlk dönem Müslümanlarında, İslâm bir bütün halinde yaşandığı için sosyal adalet bir kavram olarak belki de kimse tarafından bilinmiyordu.. bilinmiyordu zira o bir hakikat olarak zaten bizzat yürürlükteydi. Hayat, itikad, iktisat, muamelat vs. her yönüyle kol kola, omuz omuza bir âhenk içinde yürüyordu.

Komünizm, kapitalizm gibi beşerî sistemler, kendi düsturlarındaki çarpıklıkların meydana getirmiş olduğu dengesizlikleri önleme çabası içine girdiklerinde, beşer, sosyal adalet kavramı ile tanıştı. Bu safhadan sonra, Müslüman bilim adamları “sosyal adalet” kavramı üzerinde düşünmeye ve araştırmalar yapmaya başlayarak, ona ait esasları İslâmî nasslardan çıkarma faaliyetlerine giriştiler. Seyyid Kutub merhum, bu isim altında müstakil bir eser bile yazdı. Aslında yapılan bu çalışmalar, sadece vak’anın raporundan ibarettir. Zira yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi, bizim dünyada sosyal adalet, İslâm’ın bir bütün halinde uygulanması sonucu kendiliğinden ortaya çıkan neticedir. Sebep değil, sonuçtur.

1