İçeriğe geç

Keza Kur’ân, Firavun’un başına gelen “gark” hâdisesinden (Kızıldeniz’de boğulması), onun cesedinin dışarıya çıkarılacağından bahseder ki, hem mülhidler, hem de kütüb-ü sâbıka ve sâlife ricâli (Tevrat ve İncil ehli) bu haberi hiç de ciddîye almamışlardı. Oysaki Kur’ân, فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةً“Bugün biz senin cesedini kurtaracağız ta ki sonrakilere ibret olsun.”6 demek suretiyle bu meseleyi asırlar öncesinden haber vermişti. Kur’ân-ı Kerim Firavun’un gark olmasını naklederken, öyle mücerret bir tarihsel vâkıayı haber vermekle kalmayıp, onun cesedinin, sonraki nesillere ibret olmak üzere denizden çıkarılacağı şeklinde vak’ayı resmediyor. Kur’ân’ın bu ilânı karşısında hem o günün müşrik ve mülhidleri, hem de kütüb-ü sâbıka ricâli (Ehl-i Kitap) istihzâî bir tavır takınıyorlardı ama, Kur’ân, kendinden emin bir üslupla meseleyi vaz’ ediyordu. Sırf bir ihtimal çerçevesinde de olsa, şimdi o ceset İngiltere’de teşhir ediliyor; hem de o ceset diye teşhir ediliyor.

Bu misalleri çoğaltabiliriz. Hatta sadece günümüzde yazılan modern tefsirlere bile bakacak olsak, Kur’ân’ın çağlar öncesinden haber verdiği tarihsel kavim ve medeniyetlerin, ister arkeolojik kazılar, ister daha başka yollarla ortaya çıktıklarını görecek ve ürpereceğiz.

5