İçeriğe geç

Evet oturup, sâfiyâne sinelerle Kur’ân’a ait bazı meseleleri müzakere ederken, allâmelerin aklına gelmeyen şeyler en âmî insanların kalbine doğabilir ve bunu O’nun kelimeleri ile, o kelimelerin nüanslarıyla telif ederek, Arapça sarfın, nahvin kâide ve prensiplerine göre, siyakla sibakla, sûre ile sûrenin diğer sûrelerle münasebeti içinde öyle yorumlar ve yerine oturtursunuz ki, zannediyorum tefsirden anlayan allâmeler dahi hayrete düşerler. Haddizatında bunlar sizin dimağınızdaki cevvâliyetin, anlayışın, idrakin ve ufkun neticesi değildir. Bunu, Allah’ın (celle celâluhu) lütfunun, Kur’ân’da tecessüm etmesi, Kur’ân’ın bir acayipler hazinesi olmasında aramak lazımdır. O acayipler o kadar çoktur ki, her köşe başında hayrete düşebileceğiniz bir sürprizle sizi karşı karşıya getirir ve bu hiçbir zaman da bitmez. وَلَا تَنْقَضِي عَجَائِبُهُ cümlesi biraz da istikbale matuftur. Demek ki bu söz, istikbalde Kur’ân-ı Kerim’in değişik acayiplikleri ortaya çıkacağına işaret etmektedir. İçtimaiyat, iktisadiyat, idare, hukuk adına tahsil edilen şeylere baktığımızda bir hayli gayrete şahit oluruz. Fünûn-u müsbete, psikoloji, pedagoji adına da bazı şeylerin karalandığını söyleyebiliriz.

37