İçeriğe geç
40. Bölüm

Sa’d B. Muaz

Soru: Konuşmalarınızda Sa’d b. Muaz’ın kişiliğini nazara veriyorsunuz. Onun kişiliğini biraz açar mısınız?

Sa’d b. Muaz’ı çok iyi tanımak lazım; o İslâm öncesi ve sonrası hayatında hep örnek bir tavır sergilemiştir. Her şeyden önce O fıtraten çok temizdir. Doğru bulduğu şeye çok iyi bağlanır ve bağlandığı şeyden de bir daha kopmazdı. Onun için de, başlangıçta, putperestlerin gelip kendisinden ders alacağı kadar iyi bir putperestti…

Mus’ab b. Umeyr, İslâm dinini tebliğ için Medine-i Münevvere’ye geldiğinde, Sa’d b. Muaz hemen kılıcını bileyip Mus’ab’ın başını almak için harekete geçti.. geçti ama Mus’ab, iyi bir mürşitti. Çarçabuk onun ruhuna girebildi ve başını almaya gelen insanı, söz ve davranışlarıyla beş on dakika içinde yola getirebildi. Evet Mus’ab’ın, bakışlarının teskîn ediciliği, tesir altına alıcılığı, ruhlara giriciliği müthiştir. Onun, Sa’d’a (radıyallâhu anh) neler söylediğini bütün ayrıntısıyla bilemesek de, bildiğimiz bir şey var ki o da, “Ben sana Kur’ân okuyayım, eğer beğenmezsen kellemi al.”1 demesi ve ardından da o eşsiz kelâm-ı ilâhîyi seslendirmeye başlamasıydı. Kim bilir Kur’ân’ı nasıl içten ve samimî okumuştu! Orada okunan Kur’ân, Sa’d b. Muaz’ın başını öylesine döndürmüştü ki, kılıcını kınına koydu, dosdoğru kabilesinin yanına döndü ve biraz sonra da bütün kabilesini getirip Mus’ab’a teslim etti. Zaten İslâm’a girdikten sonra sergilediği hayat dillere destandır.

281