لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِنْ شَۤاءَ اللّٰهُ اٰمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا“And olsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.”10 âyetini de zikredebiliriz. Evet Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkarmıştı. Eğer sulh yapmayıp da Mekke’ye girseydiler harp ederek gireceklerdi. Allah orada kan dökülmesini istemediği için buna izin vermiyordu. Böylece onlar, Kâbe’yi tavaf ederken, başkalarının kalbinde “oğlum öldü, çocuğum öldü, kızım öldü” ukdesi de olmayacaktı. Bir gün gelip orayı tavaf edeceklerdi, hem de olumsuz hiçbir şeyle karşılaşmadan. Sanki bu âyet, onlara şöyle diyor: “Şimdi geriye dönün. Belki içinizde bir burkuntu olacak ama, bu burkuntuya bedel geleceğin inşirâhı daha fazla olacaktır.” Ve öyle de oluyor; gün geliyor, Müslümanlar, hem gelip o umreyi kaza ediyorlar, hem de aynı zamanda emniyet içinde –İkrime’nin sadece bir kapıda mini bir karşı koyması istisna edilecek olursa– Mekke’ye giriyorlar. Mekke bağrını öz evladına açan şefkatli bir ana gibi; “Yerin göbeği bendim, sen de evladımdın, bir dönemde atmışlardı gel yavrum.” diyordu. Ve Kur’ân’ın verdiği haber aynen tahakkuk ediyordu. Bu misaller çoğaltılabilir; biz deryadan bir katre ile iktifa ediyoruz.
3. Madde: وَحُكْمُ مَا بَيْنَكُمْ“O, aranızda bir hakem ve hüküm kaynağıdır.”
Dipnotlar
- 10 Fetih sûresi, 48/27.