O dönemde kapitalizmin baskı ve tazyiki insanları çok ürkütmüş, hatta buna reaksiyon ve tepki olarak ortaya çıkan, kapitalizmin “neseb-i gayr-i sahih” evladı sosyalizm ve komünizm hep kapitalizmin cürmü olarak görülmüş ve bir ölçüde bu biraz daha hafif gösterilmek istenmişti. Nitekim bizde de –bu tabiri sevmesem de öyle diyorlar– radikal İslâmcılar ta 12 Eylül’den günümüze kadar sosyalizmi kapitalizmden daha ehven görmüşlerdir; görmüş de, kapitalizme, liberalizme ateş püskürürken sosyalizm ve komünizmi sükut geçmişlerdir. Oysaki, Kur’ân kaynaklı olmayan düşünceler ne kadar da Kur’ân-ı Kerim’e yakın olursa olsun –Üstad’ın da işaret ettiği gibi– eğer tam Kur’ânî değil ve ondan nebeân etmemişse onun müşâbihi olamaz. Bu konuda, hüküm ve bu hükmün hakemi diyebileceğimiz bir şey varsa, o da Kur’ân’ın kendisidir. Kur’ân herkes için huzur ve istikbâl bahşeden böyle bir hakemlik vazifesini derpiş etmiştir.