İçeriğe geç

Bir mütefekkir, Ra’d sûresini tefsir ederken bir yerde şöyle der: “Şimdiye kadar onu çok okumama rağmen, sanki ilk defa okuyorum gibi geldi bana. Onu her tekrar edişimde bana yeni bir kısım şeyleri ilham ettiğini, farklı şeyler anlattığını hisseder gibi oldum. Ne var ki onu, yeniden ele alıp, kaleme döktüğüm zaman, duyduğum şeylerin şimdiye kadar duyduklarımdan çok farklı olduğunu gördüm.” Evet bizim düşüncelerimiz belki eskiyebilir ama o, herkesi büyüleyen sihriyle hep tazedir.

14. Madde:وَلَا تَنْقَضِي عَجَائِبُهُ “İnsanı şaşırtan, hayrete sevk eden güzellikleri bitmez tükenmez.”

Kur’ân-ı Kerim’de baş döndüren güzellikler sıra sıradır. Onunla meşgul olurken her an ayrı ayrı sürprizlerle karşılaşır ve başınızın döndüğünü hissedersiniz. Ehl-i ilim ve ehl-i kalbin duyup görüp hissettikleri bizi aşar. Yeri gelince onlara da temas edilebilir. Bizim gibi avamdan insanlar bile her an onun bir büyü ve tesiriyle ürpermektedirler. Sübjektif de olsa onun nuranî tecellîsinin karanlık atmosferimdeki bir tesirini arz etmek istiyorum:

Geçen gün bir âyet dilime dolandı. Onu o kadar çok tekrar etmişim ki, kendime geldiğimde hâlâ dilimdeydi: وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذِي نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ. Efendimizi muhatap alan bu âyetin meali, “Ya onlara vaadettiğimiz şeylerin bazılarını Sana gösteririz veya Seni vefat ettiririz (de Senden sonrakilere gösteririz).”30 şeklindedir; yani sen, umduğun, beklediğin, hayal ettiğin, gönlünü onlara bağladığın şeyleri görmeyebilirsin.

35