İli̇m Ve Bi̇li̇m
Hakikî ilim; aydınlığa koşan, hakikat soluyan ve kişiyi sırat-ı müstakîme götürebilen bir ışık kaynağıdır. İngilizce’deki karşılığı “science” olan bilim ise eski bilgiler üzerine bina edilerek, geliştirilen, tecrübe ile elde edilen ve yanlışları düzeltile düzeltile nizama konacak, pek çok yanlarıyla ilmî faaliyetlerimizin esasını teşkil eden nazariye, hipotez demektir. Bu itibarla bilim, ilim ile aynı şey değildir ve bunların birbirine karıştırılmaması gerekir. Günümüzde bazen ilim, bilim kelimesiyle tercüme edilmektedir ki, kelimelerin ihtiva ettiği mânâlar, nüanslar nazara alınmadan yapılan böyle bir hata, avam için mazur görülse de, uzman kimseler için kat’iyen mazur görülemez. Çünkü ilim ve bilim kendi esprileri içinde efradını câmi, ağyârını mâni sağlam bir tarife tabi tutulduklarında ikisinin birbirinden tamamen farklı oldukları görülecektir.
İlim, bizde doğup büyümüştür ve dölyatağı da kalb ve kafa birleşik noktasıdır. Rasyonalizm üzerine kurulmuş, daha sonra da pozitivizm esaslarına dayanarak gelişmiş bilim ise, tamamen maddî, dünyevî, arzî ve fizik çerçevelidir ki, çıkışı nazariyelere dayalı, devamı şüphelerle iç içe, neticesi de tereddüt ve kuşkudur. O, duyu organları dünyasında rüşeymleşir ve nazarî aklın referansı ile yaşar. Çok defa gözün görmediği, kulağın işitmediği şeyleri inkâr eder. Hâlbuki göz, mânâya karşı kördür. Kulak da onu duyamaz. Evet bugün bilim denilen şey, sadece duyu organlarıyla duyulup, görülüp hissedilen obje ve vak’alara “evet” der.