İçeriğe geç
1. Bölüm

Birinci Bölüm Perspekti̇f

KUR’ÂN’DA HZ. MUSA VE KAVMİ

Soru: Hz. Musa’nın (aleyhisselâm) Allah’tan (celle celâluhu) on emri almaya gittikten sonra arkada bıraktığı kavmi İsrailoğulları arasında meydana gelen fitneye karşı Hz. Harun’un (aleyhisselâm) tavrı, döndükten sonra Musa’nın Harun’a karşı davranışı, Sâmirî ve Musa arasında geçen konuşmalar,1 gerek ferdî gerekse içtimaî sahada patlak veren problemlerin çözümü adına bize ne gibi mesajlar sunuyor?

Kur’ân-ı Kerim’de anlatılan bu hâdise, genel mânâda, o dönemdeki İsrailoğulları’nın karakterini ortaya koyan ve peygamberleriyle olan ilişkilerini gün yüzüne seren uzunca bir serancâmedir. Yine aynı hâdise, o günkü Musevîlerin kendi karakteristik yapılarının, rehberlerine de –ki enbiyâ-i izâmın fâikiyetleri hakkındaki mülâhazalarımız mahfuz– bir ölçüde aksedişinin ifadesidir. Nasıl ki beşerin peygamberi beşerden, meleklerin resûlü meleklerden oluyor; aynen öyle de, Hz. Musa (aleyhisselâm) da, hususî bir karakterle inşa edilmiş kendi cemaatinin bir peygamberidir.

Şayet Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), o dönemde peygamber olarak gönderilse idi, herhalde Hz. Musa gibi olur; bütün bütün o topluluğun tarz-ı telâkkîlerinden, maddeye yaklaşımlarından, mânâ anlayışlarından süzülen bir düşünce halîtasını nazar-ı itibara alarak mesajlarını sunardı. İhtimal sadece Allah nezdindeki makbul çerçeve korunup, onun ötesinde zaman-mekân-insan mülâhazasına göre her şey vaz’edilirdi. Nitekim Hz. Musa’dan sonra Seyyidina Hz. İsa, İsrailoğullarında benimsenen genel çerçeveyi tâdil edici şeylere girmiştir. Bu açıdan Hz. Musa’nın, Hz. Harun ile arasındaki münasebeti, Hz. Harun’un İsrailoğulları’na karşı tavrını, İsrailoğulları ile peygamberleri arasındaki diyaloğu vb. doğrudan doğruya Ümmet-i Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) eğitim anlayışı, hizmet felsefesi gibi ele almak tam yerinde olmayabilir. Çünkü ümmet-i Muhammed, yapı, karakter, hususiyet itibarıyla o topluluktan çok farklıdır.

1