Bana göre asgarî, nasıl ki, tehlikeli bir yerde çocuğunu kucağına alan anne ve baba, onu yalnız bıraktıkları zaman bile çocuk gayet emindir; çünkü onların kendisini uçuruma atmayacaklarına inanır. Onu havaya atıp eğlendirirken bile sürekli güler. Hatta aşağıya doğru düşerken dahi kahkaha atar; çünkü emindir annesinin, babasının onu yere bırakmayacaklarından.. evet işte burada böyle bir sika telkin edilmekte, böyle bir tefvîz vurgulanmakta ve böyle bir teslim ve tevekkül hatırlatılmaktadır.
11. Madde: وَلَا تَلْتَبِسُ بِهِ الْأَلْسِنَةُ“Lisanlar ve beyanlar onun sayesinde herhangi bir iltibasa maruz kalmazlar.”
Bu cümleyle de pek çok şey hatırlatılmakta; biz şununla başlayalım: Kur’ân-ı Kerim’e sımsıkı sarılırsanız, dininiz gibi dilinizi de korumuş olursunuz. Değişik âyetlerde ifade edildiği gibi Kur’ân aynı zamanda Arapları yâd-ı cemil haline getiren ve onları milletler arası en önemli konuma yükselten bir kitaptır. Kur’ân olmasaydı ne onların dilinden ne de dinlerinden söz edilebilirdi. Hepimiz ona çok şey borçluyuz; onlar herkesten daha çok borçlular. Evet, Kur’ân olmasaydı, gelip bugünlere ulaşmış bir Arap dilinden söz edilemezdi.
Ayrıca, zannediyorum burada, günümüzde çokça yaşanan mefhûm kargaşasına da işaret edilmekte. Her şeyden önce Kur’ân-ı Kerim’de Müslümanlığın tarifleri yapılmış, Müslümanlar nasıl isimlendirileceklerse öyle isimlendirilmişlerdir. Kapitalizm, komünizm, liberalizm, pazar ekonomisi, piyasa ekonomisi vs. sistemler Müslümanlığın yerine konamayacakları gibi, Müslümanın bunlardan birine nispet çerçevesinde adlandırılması da doğru değildir. Kur’ân’da, هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ“Allah, sizi Müslüman olarak adlandırdı.”19 denir ve mefhûm kargaşasına, isimlerde iltibasa girmeye meydan vermez.
Dipnotlar
- 19 Hac sûresi, 22/78.