Tefsirciler, bu meseleyi şu şekilde naklederler: Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahiy geleceği âna kadar cinler gök kapılarını dinlerlerdi. Bir gün taşlanıp kovulduklarını görünce, yerde değişik bir şeyler olduğu düşüncesiyle meseleyi araştırmaya koyuldular. O esnada, Efendimiz de Mekke halkının tazyiklerinden sıkılarak Taif’e uğramıştı ve dönüşte de Nahil vadisinde ikamet buyurup, sabah namazı vaktinde Kur’ân okuyordu. Derken, yeryüzündeki esrarı araştıran Nasîbîn cinlerinin büyükleri oraya uğramışlardı. Kur’ân’ı dinlediklerinde, yerde ve gökteki değişikliğin sırrını anladılar ve belledikleri Kur’ân âyetleriyle kavimlerine döndüler. Bu konuda diğer bir görüş de şudur: Peygamberimiz insanlara olduğu gibi cinlere de gönderilmiş bir Nebi’dir. Cenâb-ı Hak (celle celâluhu) onlara da Kur’ân okumasını istemişti. O da onlara Kur’ân’dan bazı âyetler okumuştu. O, Kur’ân okurken de cinler, birbirlerine “Susun!” demiş saygıyla dinlemişlerdi34 ve kavimlerine dönünce de: يَا قَوْمَنَۤا إِنَّا سَمِعْنَا كِتَابًا أُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰى مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِۤي إِلَى الْحَقِّ وَإِلٰى طَرِيقٍ مُسْتَقِيمٍيَا قَوْمَنَۤا أَجِيبُوا دَاعِيَ اللّٰهِ وَاٰمِنُوا بِه۪ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ“Ey kavmimiz! Doğrusu biz Musa’dan sonra indirilen ve kendisinden önceki kitapları tasdik eden bir Kur’ân dinledik. O, gerçeği ve doğruyu gösteriyor. Ey kavmimiz! Allah yoluna davet eden bu elçinin çağrısına icabetle iman ediniz ki, Allah da sizin günahlarınızı affetsin ve sizi acı bir azaptan kurtarsın…”35 demişlerdi.
Hâsılı, cinler Kur’ân’ın bazı sûrelerini dinlemiş, büyülenmiş ve kendilerini bu ilâhî mesajı başkalarına da duyurmaya adayarak hemen harekete geçmişlerdi.
16. Madde: مَنْ قَالَ بِهِ صَدَقَ“Onu konuşmasına esas alan doğru konuşmuş olur.”
Dipnotlar
- 34 el-Beyhakî, Delâilü’n-nübüvve 2/228; el-Kurtubî, el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân 16/216.
- 35 Ahkaf sûresi, 46/30-31.