İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim, öncelikle Müslümanlar, sonra da bütün insanlık için hem bir hüküm kaynağı, hem de bir hakemdir. Evveliyatla Müslümanlar sonra da bütün insanlık onun temel disiplinleriyle bütün problemlerini çözebilir.

İnsanlar arasında sulh ü sükûnu temin edebilecek, fert ve aile plânında pek çok problemi halledebilecek, toplumla alâkalı pürüzleri giderebilecek bir kitap varsa, o da Kur’ân-ı mucizü’l-beyan’dır. Evet o, bütün bu konularda biricik, tertemiz ve kimsenin itiraz etmeyeceği, edemeyeceği yegâne kaynaktır. Aslında hadiste de onun, itiraz edilemez bir kaynak olduğu ihtar edilmektedir.

Kur’ân dışındaki değişik sistem ve hareketlerde, O’nun getirdiklerine yakınlık arz eden düşünceler olabilir. Aslında her düşüncede güzel şeyler bulunabilir. Nitekim bir zamanlar İslâm dünyasında bir ezilmişlik içinde, değişik sistemler arasında sosyalizmi iyi görenler vardı. Hatta ille de bu sistemlerden birini Kur’ân’a yakın görmek, göstermek gerekiyorsa, içtimâiyata ve iktisada ait vaz’ettiği meseleleriyle sosyalizmin Kur’ân’a daha yakın denebileceği seslendiriliyordu. Bu sistem, fert hukuku ve hürriyeti mevzuunda daha hassas daha mütekâmil görülüyordu. Bu mülâhazaların hepsinin münakaşası yapılabilir ama sosyalizmin revâçta olduğu o günlerde bu tez çok işleniyordu. Hatta bu anlayış, merhûm Dr. Mustafa Sibâi’ye İslâm İştirâkiyesi’ni yazdırmıştı. Seyyid Kutub’un Sosyal Adalet’inde, hatta tefsirinde de bu türlü yaklaşımlara rastlamak mümkündür.

11