İçeriğe geç

Bir başka hâdiseyi yine İbn Mesud şöyle nakleder: “Allah Resûlü ile beraber bulunuyordum. Yanımızda birdenbire iki şekil belirdi ve O’na bunların kim olduğunu sordum. Efendimiz: ‘Cin taifesi namaz kıldı. Bu ikisi ise, ille de senin arkanda namaz kılacağız diye beklediler.’ dedi. Ve bana ‘Yanında abdest almaya yetecek kadar su var mı?’ diye sordu. Ben de ‘Üzüm veya hurma üsaresi var.’ dedim. ‘Temizdir.’ buyurdular. Ve ondan abdest alıp arkasındaki iki gölgeye namaz kıldırdı.”71

Bu tür hâdiseler, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberlik hayatı boyunca birçok defa cereyan etmişti. Hatta Ebû Nuaym, vahyin başlamasıyla, Efendimiz’in Taif’e gidip tebliğ ve irşadda bulunduğunu, oradaki insanların kabul etmemesiyle mahzun ve mükedder olarak geri döndüğünü haber verdikten sonra, Efendimiz’in bir yerde istirahat için oturunca, bir anda etrafının karartılarla sarıldığını haber verir ki, bunlar üç yüz kadar bir cin taifesiydi ve O’na biat için gelmişlerdi!72 Sanki beşer, Allah Resûlü’ne kapılarını kapatınca, Allah (celle celâluhu), melekût âleminin kapılarını O’na açıyor ve başka taifelerle O’nu teselli ediyordu.

Bu konuya delâlet eden bir hadisi daha zikrettikten sonra konuyu noktalamak istiyorum. Yine İbn Mesud anlatıyor:

“Cin taifesi gelerek Allah Resûlü’ne biat etmişlerdi. Onlar gittikten sonra Efendimiz bana: ‘Abdullah! Rabbim, bana ins ve cinnin iman edeceğini vaad etti. Şu anda her ikisi de oldu. Demek ki, vazifem bitti ve ölüm vakti yaklaştı.’ iş’arında bulundu.

(Evet, eğer O’nun vazifesi bitti ise, bir an önce bu ten cenderesinden kurtulup, “er-Refîku’l-A’lâ”ya ulaşacaktı. O’nun bu ifadesiyle irkilip, içimde bir burkuntu hissettim.)

251