İçeriğe geç

Bunun açık örneğini Efendimiz’in hayat-ı seniyyelerinde çok bariz olarak görmekteyiz. Şöyle ki, cinler, “Nahle” denilen yerde Efendimiz’i dinleyip, ardından da kendi kavim ve kabilelerini irşada gitmişlerdi64 ki, bu topluluk, Kur’ân’da, “Münzirîn” (Uyarıcılar) ismiyle anılmaktadır. Haddizatında bu sıfat, Kur’ân-ı Kerim’de sadece peygamberler için kullanılan bir tabirdir. Âyette: “Bir zaman cinlerden bir topluluğu, Kur’ân dinlemek üzere sana yöneltmiştik. O’na gittiklerinde birbirlerine ‘Susun!’ dediler. (Okuma) Bitince de ‘uyarıcılar’ olarak kavimlerine döndüler.”65 şeklinde buyrulur.

Hulâsa, insanoğlu yaratıldıktan sonra, artık cinlerden peygamber gönderilmemiş gibi bir anlayış güçlü gibi görünmektedir. Kur’ân’ın “Münzir” dediği cin taifesine, illâ da peygamber denilecekse, “peygamberler tarafından tavzif olunan” mânâsında peygamber demek olur ki, böyle bir tesmiye yerinde olmasa gerek.

d. Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) İns ve Cinnin Peygamberidir

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), hem insanlara, hem de cinlere gönderilmiş son peygamberdir. O’nunla peygamberlik kapısı bir daha açılmamak üzere ebediyen kapanmıştır. O’nun bu mânâda âlemşümul bir peygamber olduğunu ifade eden pek çok âyet ve hadis vardır. Bunlar teker teker ele alınıp incelendiğinde, Efendimiz’in bu özelliği çok daha bariz bir şekilde ortaya çıkacaktır.

O ki, peygamberlik şiirinin kâfiyesidir. Kendisinden önce peygamberlikle alâkalı söylenen sözleri, O bağlayıp vahdete irca etmiştir. Öyle olması yönüyle de, eşsiz bir Söz Sultanı’dır; O konuşurken herkes susacak, O’nu dinleyecektir. Nitekim öyle de olmuştur; insanlar, cinler hatta bütün ruhanîler, O’nun getirmiş olduğu, her biri bîhemtâ altın kıymetinde olan hakikatleri dinlemiş.. dinlemiş ve tasdik etmişlerdir.

246