Şeytanın mal ortaklığı, her türlü kötü kazanç ve gayri meşru alım-satımdır. Ayrıca faiz, gasp, hırsızlık ve fasit muamelelerin hepsi de buna dahildir. Her an insanla beraber bulunmaya çalışan şeytan, ticarette de insanla beraber bulunur. Ticareti onun hile ve oyunundan kurtarabilmenin yolu, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) gösterdiği yoldur: “Ey tüccarlar! Şeytan ve günah, alışverişte hazır bulunur. Alışverişinizi sadaka ile karıştırın!”196
Evlâtta ortaklığa gelince, bu, zinaya davettir. Ayrıca çocuklara verilecek İslâm dışı ahlâk ve eğitim de bu mânâya dahil kabul edilmiştir. Sonra çocukların sapık fikirlere sahip olması da, düşünülebilecek hususlardandır. Ayrıca çocuk olmaması için başvurulan vicdan dışı bütün tedbirler ve mutlak bir ifadeyle kişinin evlâdı üzerinde yapabileceği bütün tasarrufların kötüye kullanılması, şeytanın evlâtta bir çeşit ortaklığıdır.
Şeytanın bütün maksadı, insanı, bâtıl itikat ve amellere teşvik; hak, hakikat ve itaatten nefret ettirmektir. Teşvik, ancak yapılacak olan şeyin hiçbir zararı olmamakla beraber büyük menfaatleri olacağını telkin etmekle; nefret ettirmek ise, tam aksine faydasız ve zararlı olduğunu söylemekle mümkün olur. Onun için şeytan bir günah ve mâsiyete davet edeceği zaman evvelâ, bu işte hiçbir zarar olmadığını söyler. Bu da şu telkinlerden birisiyle olur: “Ahiret diye bir şey yoktur(!). Ne Cennet, ne de Cehennem vardır. Dünya hayatından başka bir hayat da yoktur. Öyle ise, bu işi yapmakta ne zarar var(!).” Bunu söyledikten sonra da, o günahtaki lezzet ve zevk çeşitlerini sayıp döker ve “Hayat böyle yaşamakla hayat olur.” der.
Dipnotlar
- 196 Tirmizî, büyû 4.