Diğer bazıları ise âyeti, zâhirî ve bâtınî bütün değişiklikler mânâsına tefsir edip açıklamışlardır. Biz de meselenin bu yönüne biraz daha ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Dolayısıyla biraz meşgul olacağız.
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), on şeyi fıtrattan sayar. Bunlar: “Bıyıkları kısaltmak, sakal bırakmak, misvak kullanmak, abdest alırken ağıza, burna suyu biraz fazlaca çekmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuk altı kıllarını almak, etek tıraşı olmak ve istinca etmek.”161
Evet, fıtrattan sayılan bu hususlar terke uğruyor veya aksi yapılıyorsa bilinmelidir ki, belli ölçüde şeytanın istekleri yerine getiriliyor ve Allah’ın vaz’ettiği fıtrîlik de tahribe uğruyor.
Değiştirme, ilk maddedeki sıfatın değiştirilmesini iktiza eder. Devamlı surette cismanî lezzetleri isteyen birinin, zamanla ruhî zevk ve lezzetlerden yüz çevirmesi kaçınılmaz olur. Böylece durmadan onun kalbinde fâni ve zâil şeylere alâka artar ve bâki şeylere karşı da azalır ki, bu da mânevî bir ölüm sürecinin başlaması demektir.
Bu artış ve azalış, gün gelir tamamen kalbî ve ruhî hayatı öldürür ki, artık o insan ahireti kat’iyen düşünemez. Buna karşılık dünya sevgisi de bir an bile hatırından çıkmaz. Gayrı, böyle birinin çalışması, dinlenmesi, durması, hâsılı bütün işleri hep dünya içindir. Bu hâl ise, bütün bir hilkatin ruh ve mânâsına dokunur.
Evet, beşer ruhu, cismaniyet âleminde bir yolcu olarak bulunmaktadır. Ötelere müteveccihtir. Şayet o, dönüş yerini unutur, fena ve zevali muhakkak ve mukadder olan mahsüsat âlemine ülfet ederse, içinde kendi de olan bir fıtratı darbelemiş olur.
Dipnotlar
- 161 Müslim, tahâret 56; Tirmizî, edeb 14; Ebû Dâvûd, tahâret 29.