Kur’ân-ı Kerim, şeytanın, insana olan kin ve nefretini ve ondan intikam almak için daha neler yapabileceğini sık sık hatırlatır ve ona karşı tetikte olmamızı emreder. Geçen bölümden devam edegelen âyetler bunun en çarpıcı örneklerini teşkil eder:
“Elbette onlara emredeceğim, hayvanların kulaklarını yaracaklar.”156
Âyette geçen (فَلَيُبَتِّكُنَّ) “Betk”, kesmek demektir. Arap keskin kılıca “seyf-i betîk” der. Cahiliye devrinde, deve beş batın doğurur ve sonuncusu erkek olursa, o devenin kulaklarını yararlar ve ondan faydalanmayı kendilerine haram sayarlardı. Putlara kurban etmek için ayrılan develerin kulaklarının kesildiğini söyleyenler de vardır. Onların işledikleri bu şeyler apaçık bir isyan olmasına rağmen, bunu ibadet olsun diye yapıyor ve isyanlarını katlıyorlardı.157
“Ve yine onlara emredeceğim, Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”158
Bu âyette zikredilen değişikliğin neler olabileceği hakkında müfessirler çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Biz, burada onların zikrettiklerini hulâsa etmenin yanında bazı mütemmim bilgiler de arz edeceğiz.
Bazılarına göre, Allah’ın yarattığını değiştirmekten maksat, Allah’ın dinini değiştirmektir. Bu görüş, Said b. Müseyyeb, Said b. Cübeyr, Hasan, Dahhak, Mücahid, Süddî, Nehaî ve Katade gibi imamların görüşleridir.159 Böyle bir yaklaşımda iki mânâ söz konusudur:
Birincisi: Allah (celle celâluhu), insanları İslâm fıtratı üzerine yaratmıştır. Nitekim Allah Resûlü, “Her yeni doğan çocuk, İslâm fıtratı üzere doğar.”160 buyurur. Cenâb-ı Hak, Âdem zürriyeti, birer zerre hâlindeyken, onları şahit tutmuş ve onlar da, Allah’ı Rab kabul edip şahit olmuşlardır. Demek oluyor ki, o gün Rablerine iman edip de daha sonra dünyada küfre girenler, Allah’ın yarattığı o ilk fıtratı bozmuş oluyorlar.
İkincisi: Allah’ın dinini değiştirmekten maksat, helâli haram, haramı helâl kılmaktır.
Dipnotlar
- 156 Nisâ sûresi, 4/119.
- 157 Âlûsî, Ruhu’l-maânî 5/149, 150; İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 1/91-94.
- 158 Nisâ sûresi, 4/119.
- 159 İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’âni’l-azîm 2/368.
- 160 Buhârî, cenâiz 80, 93, tefsîru sûre (30) 1, kader 3; Müslim, kader 22-25.