Burada, şeytanın bâtılı hak, şerri hayır gibi süsleyerek insanın hayal ve vehmine arz ile tehyiç ve teşviki, emre benzetilmiştir. Bu benzetmede, şeytanın vesvesesini kabul ile ona itaat eden insanların, şeytanın memurları ve teb’ası durumunda olduklarına işaret buyrulmuştur.
Beşer, Allah Teâlâ’nın zâtına ait hakikatleri bütünüyle ihata etmekten âciz ve düşünmekten memnudur. Nitekim Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh), “Allah’ın zâtına ait sırlardan bahsetmek şirktir.” buyurmuştur. Şeytan ise, insanı bundan bahsetmeye teşvik eder ve böylece şeytanın bu oyununa gelen gafiller, vehim ve hayal ile nice nice sözler söylerler.
İlâhî hükümlerin neticeleriyle alâkalı bütün güzelliği ve yasaklanan şeylerin neticesindeki bütün çirkinlikleri anlayıp idrak etmek için, mevcut akıl ve kazanılan tecrübeler yeterli değildir. Durum böyle olmakla beraber şeytan, insanları bunlar hakkında da gönüllerine göre hükmetmeye teşvik eder. Onun teşvikine kanan ve aldanan zavallı, “Fenalık görmemek için fenalığı tecrübe etmek veya zehirin öldürücü olduğunu bilmek için ondan tatmak gerekir.” gibi akıl ve muhakemenin asla cevaz veremeyeceği pek çok mantıksızlığı birden irtikâp eder.
l. Haramlar ve Şeytan
“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları, birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?”190
Dipnotlar
- 190 Mâide sûresi, 5/90-91.