İçeriğe geç

Şeytan, ileri gelenlere görüşlerini sordu. Bu arada geleceğin büyük sahabisi Hişam b. Amr söz aldı ve “O’nu, bir ata bindirip çöle götürelim. Daha sonra da bir daha Mekke’ye dönmemesi için tenbihte bulunalım. O bizim, biz de O’nun şerrinden emin oluruz.” dedi. (Hâşâ ki, O’nda şer olsun. O, bütünüyle hayırdır ve yeryüzünü hayırla doldurmakla vazifelidir. Bizim hikâye yoluyla dahi olsa O’na şer isnadına gönlümüz razı değildir. Fakat o gün henüz İslâm nurundan mahrum olan Hişam böyle diyordu.)

Ancak şeytan bu görüşü beğenmemiş ve: “Siz, bu kadar tesirli bir insanı ıssız bir çöle dahi salsanız, mutlaka O, bir güçlü ses ve soluk olarak geri gelir.. gelir ve sizi burada teslim alır.” dedi.

Bunun üzerine orada bulunan bir başkası şöyle bir görüş ileri sürdü: “O’nu bir hücreye kapatalım. Sadece hava alacağı bir delik bırakalım. Ekmeğini, suyunu verelim ve ölünceye kadar orada tutalım…”

Necidli ihtiyar bu görüşü de beğenmedi ve: “O’nu uzun süre orada tutamazsınız. Kavim ve kabilesi, O’na inananları da yanına alır ve ne yapar yapar O’nu oradan çıkarırlar.” dedi.

Üçüncü görüş, şeytana üstadlık yapan Ebû Cehil’e aitti ve: “Her kabileden birer ikişer genç seçelim. Onları organize edelim. O’nun üzerine hep beraber saldırsınlar ve O’nu hep beraber öldürsünler. Böyle yaparsak Hâşimoğulları kan iddia edemezler. Bütün kavim ve kabilelerle savaşmayı da göze alamazlar.” teklifinde bulundu.

Şeytan bu görüşü çok beğenmiş ve karar da Ebû Cehil’in görüşüne göre verilmişti…29 verilmişti ama, onların bu zalimane kararı semayı ihtizaza getirmiş ve Allah Teâlâ, Resûlü’ne şu âyetleri inzal buyurmuştur:

228