İçeriğe geç

Dikkat edilecek olursa, aynı âyet, yine onlara (ister kendi içlerinden, isterse insanlara gönderilen peygamberlerin onlara da peygamberlik etmesi şekliyle) peygamberlerin gönderildiği hususunu da gayet açık ve net olarak ifade etmektedir.

Cenâb-ı Hak bu âyetiyle cinlerin sorumluluklarını açıklamakla beraber, sanki onlara şöyle demektedir:

“Ey ins ve cin topluluğu, sizdeki bu derbederlik, başıbozukluk, ailevî ve içtimaî hayatınızdaki âhenksizlik, kalbî ve ruhî hayatınızdaki karışıklık ve behîmî arzularınıza takılıp kalmanızın sebebi nedir? Yoksa size, nezd-i ulûhiyetimden Resûllerle açıklanan âyetlerim gelmedi mi? Niçin onlara ittiba edip yaratılış gayenize uygun hareket etmediniz; etmediniz de böyle esfel-i sâfilînde kaldınız? Hâlbuki size gelen o âyetler, böyle bir encamdan sizleri sakındırmışlardı.”

Cinler, bu hakikati tamamen kabullenmişliğin ifadesi olarak, “Her ne kadar aleyhimizde şahitlik olsa bile, böyle bir günde hakkı itiraf etmekten başka çaremiz yoktur. Evet, Hz. Musa, Senin emirlerini getirip bize tebliğde bulundu, Hz. Mesih, o engin esrarını ruhlarımıza üfledi.. ve en son ferdiyetin mazharı Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) geldi ve bize hak ve hakikatin ifadesi olan İslâm’ı tebliğ etti. Ne var ki, biz bunlara kulak asmadık, kendi heva ve hevesimize uyduk. Neticede de bu hâllere maruz kaldık.” diyeceklerdir.

Evet, cinlerin de ifadelerinden anlaşıldığı gibi, ne yazık ki pek çok ins ve cinni, şu kısacık dünya hayatı aldatmıştır. Onlar, dünyayı ebedî zannedip onun aldatıcılığına kanmış ve neticede de bütün bütün kaybetmişlerdir. Mutlak Cemal’in tecellîlerinin temâşâsıyla alacakları ruhanî hazları unutarak fâni ve geçici zevklerle oyalanmış, sonra da Cenâb-ı Hakk’ın: “Kendi aleyhlerinde şehadette bulundular. Kâfir olduklarını itiraf ettiler.”52 âyetinin muhatabı olmuşlardır.

239