İçeriğe geç

Daha sonraki dönemlerde yine Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), pek çok defa cinlerle görüşüp, onlara dinin emir ve yasaklarını aktararak irşadda bulunmuş ve devamlı onların hizmet aktivitelerini canlı tutmalarına yardımcı olmuştu. Bu hususla alâkalı İbn Mesud, Ebû Zerr, Muaz b. Cebel ve Hz. Enes’in (radıyallâhu anhüm) bizlere kadar ulaşan pek çok müşâhedeleri vardır;42 vardır ama Efendimiz’in cinlerle münasebetini gösteren bu hâdiselerin tamamını burada zikretmemiz mümkün değildir.

Sûre-i Rahmân’da cinler, daha önce de ifade edildiği gibi, insanlarla beraber ele alınmakta ve her iki grup aynı ifadelere muhatap kılınmaktadır. Bir rivayette Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu sûreyi önce cin taifesine, sonra da gelip kendi ashabına okumuştu. Ashab, onu sessiz bir şekilde dinledikleri hâlde cinler, “Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz?”43 âyetini işitince: “Rabbimizin hiçbir nimetini inkâr etmiyoruz. Hamd Sanadır yâ Rab!” hitabıyla karşılık vermiş ve Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) takdirine mazhar olmuşlardır. O, cinlerin bu hâlini ashaba örnek gösterip ve: “Rabbinizin hangi nimetlerini inkâr ediyorsunuz?” âyeti okunduğunda sizler hiçbir şey demediniz; oysa ki onlar: “Rabbimizin hiçbir âyetini inkâr etmiyoruz. Hamd Sanadır yâ Rab!” karşılığını vermişlerdi, diyerek cinlerden övgüyle bahsetmişlerdi.44

Esasen Rahmân sûresi, insanlarla cinlerin yaratılış, sorumluluk, mükâfat ve ceza gibi pek çok müşterek yanlarından bahsetmektedir. Evet, o sûrede, koca kâinatın işleyişi, Allah tarafından gökte ve yerde vaz’edilen “mizan”, bu “mizan”la beraber kanunlar, namuslar, tabiattaki şartlar dile getirilip, her şeyin zimamdarının Cenâb-ı Hak olduğu vurgulanmaktadır. Bütün bunlardan sonra da cin ve insanın yaratılışına geçilip; bu iki taifenin vazife, sorumluluk ve akıbetleri dile getirilmektedir.

235