İçeriğe geç
2. Bölüm

Giriş

İmanın altı esasından biri de meleklere imandır.1 Ancak, diğer iman esaslarında olduğu gibi bu esasta da günümüz insanı bir sarsıntı geçirmiştir. Hatta bu sarsıntı diğerlerinden daha şiddetli olmuştur. Zira maddeci düşünce, materyalist felsefe, Müslüman kesimde dahi ciddî bir yıkım meydana getirmiştir. Camiye gelen, beş vakit namaz kılan, hatta hayatını mukaddes mânâ ve mefhumları anlatmaya adadığını zanneden nice insan vardır ki, bunlar bilerek veya bilmeyerek maddede takılıp kalmışlar ve anlattıkları her şeye maddeyi payanda yapmaya çalışmışlardır. Öyle ki, madde ortadan kalkıverse, imanlarına destek edindikleri her şey ortadan kalkacak ve onların da bütün ilham kaynakları kuruyacaktır.

Evet, günümüzde bu kanaati taşıyan kitleler, zannedildiğinden çok fazladır. Gerçi bir imanları vardır ama bu, doğup büyüdükleri çevrenin tesiriyle yapılarına, onlar farkında olmadan yerleşmiş bir imandır; kat’iyen irfan değildir. Elbette imanın bu kadarının dahi bir değer ve kıymeti olacaktır. Ancak bu basit iman keyfiyeti, hiçbir zaman, matlup iman seviyesi olarak kabul edilmemelidir. Aslında bu insanlar delil ve burhana malzeme olarak kullanılacak maddenin hangi seviyeye kadar kullanılabileceğinin şuuruna varamamışlardır.

Madde ki, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin tecellîlerinin birer gölgesinden ibarettir. Maddenin varlığı ancak bu nispet sayesindedir. Nispet kesildiğinde madde de yoktur. Zaten maddeye kıymet ve değer verdiren sebep de onun, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerine âyinedarlık ediyor olmasıdır. Bu sebep ortadan kalkıverse, maddenin varlık hikmeti de ortadan kalkar. Öyle ise nasıl olur da, varlığı belli bir hikmet ve sebebe bağlı olan madde, varlığı var eden Zât’ın ispatında vazgeçilmez bir şart gibi kabul edilebilir? Bu dalâlet ve sapıklık değil de ya nedir?

20