Risalelerde bu duruma işaret edilir ve onlardan bir kurban kesmeleri istenmesiyle, küllî bir disipline işaret edilmiştir,12 denilir. Bilindiği gibi İsrailoğulları, Mısır’da uzun zaman ikamet etmiş bir topluluktur.13 Mısır’da ziraatin revaçta olması hasebiyle, Mısır halkı nazarında buzağının ayrı bir önemi vardır ve ona âdeta tapılmaktadır. İsrailoğulları, bu durumdan hem müteessir olmuş, hem de bu hâdise onların ruhuna işlemiş ve iz bırakmıştır. Hz. Musa’ya (aleyhisselâm) inandıktan sonra bile, şuuraltılarındaki bu etki yer yer kendini hissettirmiştir. Hatta, öyle ki Allah’ın elçisi olarak içlerinde bulunan o seçkin insandan, çok az bir süre uzak kalınca, hemen o duyguları depreşivermiştir. İsterseniz siz bunu, henüz rüşdüne ermemiş ve şuuraltılarına yerleşmiş bir kısım düşüncelerin zaman zaman depreştiği 0-5 yaş grubu çocukların durumuna benzetebilirsiniz. Bu sahanın ilim adamları, bu yaşlarda şuur altına yerleşen bazı hususların, ileriki yaşlarda fırsat bulduğu zaman tekrar nüksedeceğini bildirirler. Dolayısıyla buzağıya tapan bir cemaat içinde neş’et etmiş olmanın kazandırdığı bu ahlâk ve bu alışkanlık, bir kısım İsrailoğullarının, âdeta kromozomlarına işlemiş, genleri ile bütünleşmiş gibiydi. O ana kadar Hz. Musa onlarla birlikte olduğu için de bu duygu baskı altındaydı ve hortlama fırsatı bulamıyordu. Hz. Musa’nın (aleyhisselâm) ayrılmasıyla bu baskı kalkıyor ve onların bu duyguları nüksediyordu. Derken Sâmirî’nin yapmış olduğu buzağıya tapmaya başlanıyordu. Buna siz atmosferin ferağı ya da negatif olarak ele alıp atmosferin eşrâra terk edilmesi diyebilirsiniz.
Dipnotlar
- 12 Bediüzzaman, Sözler s.261 (Yirminci Söz, Birinci Makam, İkinci Nükte), s.432 (Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şu’le, İkinci Şua).
- 13 Hem kavm-i Mûsâ (aleyhisselâm) bir bakarayı, bir ineği kesmekle Mısır bakar-perestliğinden alınan ve “icl” hâdisesinde tesirini gösteren bir bakar-perestlik mefkuresinin Mûsâ (aleyhisselâm)’ın bıçağıyla kesildiğini ifade ediyor.