Seyyidina Hz. Musa (aleyhisselâm), vahiy ile Tur’da karşılaşır; kendisine ilk defa orada vahiy gelir. Nasıl Kâbe, âlemşümul bir dinin hem kitabı, hem vahyi, hem de peygamberi ile alâkalıdır. Yani Efendimiz Mekkî (Mekkeli); Kur’ân, ilk nüzûlü itibarıyla Mekkî ve ilk vahiy onun o nurlu dağlarında nüzûl etmiştir; Seyyidina Hz. Musa (aleyhisselâm) için de Tur öyledir. –Hz. Musa’nın büyüklüğü müsellem– bazı dönemlerde kabîlevî bir şekil alan ve çerçevesi oldukça daralan bu dinin ilk mesajı, Tur dağında tecellî etmiştir. Bu itibarla da Seyyidina Hz. Musa’nın, Tur’la çok sıkı bir münasebeti vardır. Bu yüzden İsrailoğulları, tarih boyu Tur’la irtibatlarını korumuş ve en az Müslümanlar kadar ona önem vermişlerdir. Cenâb-ı Hak, Kur’ân’da bu dağa şöyle yemin eder: وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِوَطُورِ سِينِينَوَهٰذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ“İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emin beldeye yemin ederim ki..”2
Dipnotlar
- 2 Tîn sûresi, 95/1-3.