İçeriğe geç

Evet, her zaman güçlü pazularla sevk ve idare edilenler veya bir kısım kudsî me’hazlere bağlı kalarak hayatlarını idame ettirenler, o me’hazlerin ufûlüyle inhiraflar yaşayabilirler. Bu açıdan Hz. Musa’nın çıkabilecek hâdiselere karşı temkin ve tedbiri yerindedir; vâkıa yetmiş tane seçilmiş insanı alıp gitmiş ama, onların yerini dolduracak Hz. Harun’u da yerine halef bırakmıştır. Hz. Harun, öyle hayırlı bir kardeştir ki; İsrail kaynaklarına göre Hz. Musa’dan sekiz yaş büyük olmasına rağmen, ikinci bir adam olarak çok önemli bir misyon eda etmiştir. Hz. Musa (aleyhisselâm), Cenâb-ı Hak’la mükâlemesinde: وَاجْعَلْ لِي وَزِيرًا مِنْ أَهْلِي۝هَارُونَ أَخِي“Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver; kardeşim Harun’u.”22 demiş ve kendisine yardımcı olarak onu istemiştir. Bu istek, Hz. Musa’ya ait bir terbiye olabileceği gibi, Hz. Harun’un maksadını rahat anlatma düşüncesinden de kaynaklanabilir. Zira Hz. Harun, duygularını anlatmakta da rahattı. Başka bir âyet-i kerimede de: وَأَخِي هَارُونُ هُوَ أَفْصَحُ مِنِّي لِسَانًا فَأَرْسِلْهُ مَعِيَ رِدْءًا يُصَدِّقُنِۤي إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُكَذِّبُونِ“Kardeşim Harun’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle gönder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ederim.”23 demişti ki, bunlar birbirlerini tamamlayan hususlar sayılabilirler. Hz. Musa’nın (aleyhisselâm) vahiy ile konuşmanın dışında duraklaması, tutuk olması O’nun peygamberliğinin bir mucizesi olabilir. Çünkü dili sadece vahyi konuşur. Nitekim Efendimiz’in ümmiyeti de kendisine ayrı bir derinlik kazandırıyordu. Ayrıca Hz. Musa, Firavun’un sarayında neş’et etmiş olmanın hâsıl ettiği psikolojik bir ruh hâleti itibarıyla etkilenip konuşurken daha temkinli olacağı, hatta böyle bir ruh hâlinin birtakım sürçmelere bâdî olacağı mülâhazası ile, hayatında Firavun’u hiç tanımamış ve hiç tesirine girmemiş, fakat ona karşı sürekli bilenmiş, serâzat ruhlu Hz. Harun’u kendisine yardımcı istemesi gayet yerindedir.

15