İçeriğe geç

Evet, böyle toplumlar içinde, hem iyilik adına, hem de kötülük adına onları ayaklandıracak ve şuur birliğine ulaştıracak daima bir temsilci bulunmuştur. Hatta biz, günümüzde de bunun üzerinde duruyor, bir ölçüde Mehdiyet ve Mesîhiyete biraz da bu nazarla bakıyoruz. Ancak bu hususlar, belli mânâları ve belli misyonları itibarıyla bazen şahıslar tarafından temsil edilebileceği gibi, bazen de şahs-ı mânevîlerle temsil edilegelmişlerdir. O günkü İsrailoğulları’nın ruhunda putperestliğe veya fizik dünyaya aşırı bir temayül vardı. Bu temayülü harekete geçiren de Sâmirî oldu. Sâmirî, Kıptîlerden dersini almış karakteristik Kıptî alaşımlı bir Yahudi idi. Hz. Musa’nın ümmeti içine girmiş ve fırsatını bulunca da o cemaati ifsat etmişti. Bu açıdan ona verilen ceza da, toplumdan tam tecrit edilmesiydi ki, hayatı boyunca söyleyeceği لَا مِسَاسَ“Bana dokunmayın.”18 sözü, böyle bir hizlânın sesi-soluğuydu. İsrail kaynaklarında, Kur’ân-ı Kerim’in bu âyetinin yorumu sadedinde, Allah’ın kendisine bir hastalık verdiği ve yanına her gelene bu sözü söylediği rivayet edilir. Evet, bu onun toplumu ifsat etmesine karşı kendisine verilen bir tecrit cezası idi.

12