İçeriğe geç

Bazı yerler vardır ki, oralar eşyanın perde arkasına, hatta bazen verâların verâsına açılma adına menfez gibidirler. Çok defa buluşmalar ancak o halvethânelerde olur. Nasıl ki insanın insanî yapısı içinde gönül bir buluşma halvethânesidir; insan Rabbiyle orada buluşur ve orada O’nu “kenzen” bilir.. ve oradan semalara doğru yükselirken, merdivenin bir ayağını hep oraya yerleştirir; bir kere de adımını oraya attı mı, artık arzu ettiği makama ulaşması muhakkak ve mukadder gibidir.. işte insan içindeki bu yer, bu ölçüde önemli olduğu gibi, yeryüzündeki bu mekânlar da öyle önemlidirler. Evet Hz. Musa (aleyhisselâm), ilk vahyi Tur’da almış ve orada Cenâb-ı Hak’la mükâlemede bulunmuştur. Onun, Cenâb-ı Hak’la mülâki olduğu anı, Kur’ân şöyle anlatır: “(Bana ibadet etmesi için) Musa’ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilave ettik; böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi buldu. Musa, kardeşi Harun’a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma.”6 Hemen sonraki âyette ise: وَلَمَّا جَۤاءَ مُوسٰى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ “Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tur’a) gelince Rabbi onunla konuştu..”7 buyurulmaktadır. Zaten Hz. Musa (aleyhisselâm), kendi ümmetine, eğer oradan değil de, kaynağı Mekke’de o “Menhelü’l-azbi’l-mevrud”dan sunsaydı, kavmi onu içemezdi. Çünkü onların tabiatı henüz öyle bir kaynaktan içmeye müsait değildi. Hz. İsa (aleyhisselâm) buna işaret eder ve: “Benim size daha çok söyleyeceklerim vardı ama, siz bunları dinlemeye tahammül edemezsiniz. Onları Âlemin Efendisi söyleyecek.” der.8 Demek insanlığın bir bakıma alışması ve ruh dünyasında kemalini tamamlaması gerekiyor. Onun içindir ki, ne Tevrat, ne de İncil ashabı, kendi dönemlerinde Kur’ân kaynağından içemezlerdi. Diğer taraftan da, Kur’ân kaynağından su içenler, İncil’le Tevrat’la doygunluğa eremezlerdi.

5