İçeriğe geç

Bu hususla alâkalı yine İsrail kaynaklı, fakat bizim kitaplarımıza da girmiş birtakım bilgiler var; anlatılanlara göre Hz. Musa daha sarayda bir çocuk iken, Firavun: “Bu çocuk çok şey biliyor, kendi yaşını aşkın hareketlerde bulunuyor, bir gün gelir bizim başımıza gâile açabilir.” endişesiyle, onun önüne ateş koyuyor. Allah da Hz. Musa’nın ateşi ağzına koymasına müsaade ediyor ve Hz. Musa’nın dili yanıyor, dolayısıyla da kısmen kekeme oluyor. Bu, bana göre kat’iyen doğru değildir. Zira peygamberliğe ait vasıflardan biri de, her türlü ayıptan münezzehiyettir. Buna göre, bir peygamberin yüzünde başkalarının dikkatini çekecek “ben” dahi olamaz. Hepsi derecesine göre birer erkek güzeli ve müşekkel birer insandırlar. Onlar iffetli, günahsız, doğruyu konuşan ve emin oldukları gibi, ayıptan da münezzehtirler. Yine onların devamlı bir hastalık ve bir rahatsızlıkları da olmaz. Hz. Eyyub’un (aleyhisselâm) rahatsızlığı, muvakkat bir imtihandır. Netice olarak diyebiliriz ki, Hz. Musa’nın (aleyhisselâm) dilinde kekemelik yoktu. Bizim belki hiçbirimizin dilinde kekemelik yok ama, yine de çoğu dualarımızda o büyük peygambere iktidâen, رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِ۝وَيَسِّرْ لِۤي أَمْرِي۝وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي۝يَفْقَهُوا قَوْلِي“Rabbim! Yüreğime genişlik ver, işimi kolaylaştır. Dilimden şu bağı çöz ki sözümü anlasınlar.”24 şeklinde yakarışta bulunuruz. Firavun’un karşısına çıkacak olan bir Allah elçisinin, bütün bunları Allah’tan istemesi gayet normaldir. Hatta, قَالَا رَبَّنَۤا إِنَّنَا نَخَافُ أَنْ يَفْرُطَ عَلَيْنَۤا أَوْ أَنْ يَطْغٰى“Dediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azmasından korkuyoruz.”25 âyetinde ifade edilen Hz. Musa’nın ve Hz. Harun’un (aleyhimesselâm) korkması da bu kabilden olabilir.

16