Bir başka sefer kendisine Ebû Zerr (radıyallâhu anh) gelip aynı talepte bulununca, “Sen zayıf bir insansın. Bu vazife de ağır bir iştir; sen götüremezsin.”30 der ve reddeder. Bütün bunlar, vazifenin istenmeyeceğini, verildiğinde de kerhen kabul edileceğini göstermektedir. Ancak bu meselenin de bir istisnası vardır; şayet o vazifeyi sizin ölçünüzde yapabilecek başka bir Müslüman yoksa, –Hz. Yusuf’un Kıptîler içinde vazifeye talip olduğu gibi ki, قَالَ اجْعَلْنِي عَلٰى خَزَۤائِنِ الْأَرْضِ إِنِّي حَفِيظٌ عَلِيمٌ“ ‘Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et; çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim’ demişti.”31 – böyle bir durumda talepte mahzur olmayabilir. Hz. Yusuf (aleyhisselâm), bu sözü hiçbir Müslümanın olmadığı, peygamberlik esintilerinin bulunmadığı, Allah’ın bilinmediği bir yerde imarete talep sadedinde söylemişti. Bu ölçüye göre bir yerde o işi temsil edenler varolduğu sürece, bizce talip olunması gerekli olan şey, belediye başkanlığı yerine çöpçülük olmalıdır. Bu yapılabildiği oranda kavgadan uzak kalınır ve inşâallah أَصْلِحْ“Islah et.”32 gerçeği tahakkuk eder.
Dipnotlar
- 30 Müslim, imâret 16.
- 31 Yûsuf sûresi, 12/55.
- 32 A’râf sûresi, 7/142.