Âyet-i kerimede Beled-i Emîn diye tabir edilen yer Mekke’dir. وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًا“Oraya giren emniyette olur..”3 âyet-i kerimesi, bunu daha açık şekilde ifade eder. Başka bir âyet-i kerimede ise, لَۤا أُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِ“Bu beldeye yemin ederim ki..”4 buyurularak sadece Kâbe’ye kasem edilmektedir. Beled-i Emin tabirinin, kasemin sonunda zikredilmesi, o Beled-i Emin Peygamberi’nin en son zuhur etmesinden ve o güne kadar diğer peygamberlerin irtibatlı bulundukları yerlerin önde olmasından dolayıdır. Yoksa zâtî değeri itibarıyla ele alınacak olursa, Beled-i Emin başta gelir. Zaten âyette yapılan kaseme cevap olarak, لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِۤي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ“Biz insanı en güzel biçimde yarattık..”5 âyeti zikredilmektedir ki, Üstad’ın bir yerde işaret ettiği gibi sultanlar, ancak kendi adlarına hazırlığın yapıldığı, keşif kollarının geldiği yerlere teşrif ederler. O açıdan Efendimiz ve Beled-i Emin’e nispeten diğerleri sanki mukaddime nevindendir.
Dipnotlar
- 3 Âl-i İmrân sûresi, 3/97.
- 4 Beled sûresi, 90/1.
- 5 Tîn sûresi, 95/4.