İçeriğe geç

de özetler. İnsanın aslından uzaklaşması, kendine yabancılaşması, yolunun sarpa sarmasıdır. Bu yüzden İslâm irfanında “Evvel’e dönüş” metaforik bir anlamda inşa edilmiştir. Hem O’na dönüşü hem de insanın aslına ve kendine dönüşünü ifade ediyor. Bu bazen bir milletin kendine dönüşünü ve kültürel olarak yeniden canlanışını, silkinişini ve uyanışını da simgeler. Bazen de Hocaefendi’nin yazılarında sık rastlandığı gibi bir insanlığa seslenişe de dönüşür. Modern çağda bu gerçekten ilginç bir yolculuk çağrısıdır. Ta ezele çağrı yapmak gibi bir şey! Yabancılaşma ne kadar derinse gurbet de o kadar derin ve uzundur. Zaman ve mekân şeridinde modern çağ neredeyse insanın kendine yabancılaşmasıyla özdeş hâle gelmiştir. Bu yüzden Kalbin Solukları zaman ve mekân şeridinde gerçekleşen insanın yabancılaşmasının ya da insana ait her şeyin dönüşümünün bir hikâyesini ifade ediyor.

Kalbin Solukları; “daha çok bilim, daha çok teknoloji” diyerek kendi sonunu hazırlayan bilim ve çevre anlayışına da başkaldırıyor zaman zaman. Çevresini inşa ederken kendi sonunu hazırlayan ipek böceği gibi modern bilim ve teknoloji de kendi sonunu hazırlamaktadır. Sosyal ve maddî çevre Kalbin Solukları’nda bir “emanetullah” olarak ele alınır. Varlıktaki müthiş düzen ve ahenk, Cenâb-ı Hakk’ın yaratıcı kudretinin ve mimarisinin bir mazharı ve tecellisinin bir yansımasıdır. İslâm kozmolojisi insandan bu çevreye saygılı davranmasını talep eder. Kâinattaki düzen ve ahenge uyum sağlamasını salıklar. Kalbin Solukları yer yer eski İslâm medeniyetindeki mekân ve çevre mimarisi ile insan ruhu ve tabiatındaki uyuma dikkat çeker. Hatta bu uyum bazen muhteşem bir tarih bilincinin yansıması olarak nostaljiye de dönüşür. Bu tür mülâhazaları okurken geçmişin büyüsünü canlı canlı yaşıyor olursunuz. Bu yüzden siyasî, sosyal, maddî ve kültürel çevreyi oluştururken insanı kendine ve çevresine yabancılaştırmayan

15