Hatıralar İkliminde Küçük Bir Seyahat
HATIRALAR İKLİMİNDE HATIRALAR İKLİMİNDE
KÜÇÜK BİR SEYAHATKÜÇÜK BİR SEYAHAT
Acı olanı da var hatıraların bal-kaymak gibi tatlı olanı da. Acı hatıralar çok defa mürûr-u zamanla birer zevkli hikâyeye dönüşür ve her hatırlanışında insana çok keyifli anlar yaşatır. Tatlı olanları ise bizi o eski nur-zulmet münâvebesi içinde görüp tattığımız zamanlarda, ikamet ettiğimiz farklı ikametgâhlarda, koşup durduğumuz değişik güzergâhlarda ve kadim dost, sadık yol arkadaşlarıyla paylaştığımız gün ve gecelerde dolaştırır durur.
Şimdilerde geriye dönüp bakıyor; yer yer durgun sular gibi hayatımın sükûtî demlerini, gaye ile bütünleşmemiş mefkûresiz günlerini, sabâvete kurban edilmiş alacakaranlık gecelerini tahayyül ediyor ve o günkü dimağıma takatinin üstünde sorumluluklar yükleme hülyalarına giriyorum; bazı şeyler karşısında âhesterevlik ettiğimi düşünüyor, hızımı gözden geçiriyor; bazen zamanı geriye işletiyor, aykırılıklara yeni bir şekil vermeye çalışıyor; bazen realiteleri hayalin güdümüne veriyor; bembeyaz ve pırıl pırıl dakikalar arkasından koşuyor ve onları bugünkü mülâhazaların şivesiyle başkalaştırmaya çalışıyorum.
Bugünkü gibi hatırlıyorum doğup büyüdüğüm köyü-kenti, sokağı-mahalleyi; koyun kuzu meleyişlerini, kuş cıvıltılarını, çoluk çocuk çığlıklarını; yıllarca gelip gidip eşiğini aşındırdığım mütevazi mektebi, öğretmenlerimi ve onların ince tavırlarını. Hiç unutmadım bir cami harîminde geçirdiğim