İlâhî Günleri Düşünürken
İLÂHÎ GÜNLERİ DÜŞÜNÜRKENİLÂHÎ GÜNLERİ DÜŞÜNÜRKEN
Ne zaman Yüce Yaratıcı’nın sonsuz kudretine güven ufkundan, nebîlerin vaadinde, velilerin yâdında olan günleri, şafakların doğru sözlü şahitleriyle mülâhazaya alsak, geleceği âdeta kendi husûsî rengi ve deseni ile görüyor gibi olur; ümitlerimizin bir kere daha dirildiğini hisseder, bir zamanlar yitirdiğimiz Cennetlere doğru uçtuğumuzu sanırız. Varlıklarımız, tabiatın ruhuyla, gönüllerimiz de dinin şefkât ve kucaklayıcılığıyla iç içe olduğu halde uçtuğumuzu sanırız.
Evet, her gün bir emâresi zuhûr eden şafakların da ifade ettiği gibi önümüzdeki yıllar, şimdiye kadar gelip-geçen günlerden daha içli, daha sıcak ve daha parlak olacağa benzer. Eğer muhalif bir rüzgar esmez ve emâreleri zuhûr eden şafaklar, bizim yanlış stratejilerimizin tozuna-dumanına yenik düşmezse yakın bir gelecekte ülkemiz daha mamur, dünya daha tılsımlı, hayat daha büyülü ve topyekün varlık daha ilâhî bir görünüm arz edecektir. “Tarihî tekerrürler” devr-i dâimi içinde ara sıra zuhûr eden, bizim de “eyyâmullah” diyeceğimiz o müstesna zaman diliminin, ruhların son haddine kadar açılmasına müsait ve gönüllerimize ebediyet ruhunu duyuracak kadar da renkli olacağı ümidini beslemekteyiz.
Kim ne derse desin, biz ne zaman, olacağı olmuşu yüksek kulelerin tepelerinden temâşâ etmişsek, derlenip toparlanıp yepyeni bir millet olmanın yankılarını, mazi kanaviçesi üzerinde işlenen ümranların ihtişamını, istirdad edeceğimiz millî