Şöyle cevap verir: “O, Cibril’di.. bizden önce gidip Benî Kurayza’nın kalbine korku ve panik saldı.. onların mâneviyatlarını sarstı, ümitlerini bitirip tüketti…”152
d. Sarıklı Süvariler
Bir sahabi heyecanla, Bedir’de başından geçen bir hâdiseyi Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlatıyor: “Yâ Resûlallah, bir ara alt edemeyeceğim kadar güçlü bir kâfir beni önüne katmış kovalıyordu. Tam bana yetişecekti ki, أُقْدُمْ حَيْزُومُ ‘Hayzum, ilerle!’ diye bir ses, sonra da müthiş bir kamçı şakırtısı duydum. Arkama döndüğümde bir de ne göreyim! Kâfir upuzun yerde yatıyor. Başında bir kamçı yarası vardı. Fakat o ses ve kamçının sahibi ortalıkta görünmüyordu.”
Allah Resûlü bu sahabinin anlattıklarını dinledikten sonra şöyle buyurdu: “O, Cibril’di. Hayzum onun atının adıdır. Uhud’a, mü’minlerin imdadına koşmak için gelmişti…”153
Ebû Râfi anlatıyor: Mekke müşrikleri, Bedir’den hezimetle geri dönmüştü. Ben Zemzem kuyusunun kıyısında Müslümanların kullanacakları oklara temren yapıyordum. Bir ara Ebû Leheb geldi, sırtı bana dönük oturdu. Çok heyecanlıydı. Ebû Süfyan’ı görünce hemen yanına çağırdı: “Yeğenim, hele anlat nasıl oldu?” dedi. Ebû Süfyan anlatmaya başladı:
“Vallahi amca, dedi, ben Ficar savaşlarında da bulundum, fakat Bedir’de gördüklerimi hiçbir yerde görmedim… Biz onlara boyunlarımızı uzatıverdik… Onlar da istediklerini öldürdü, istediklerini de esir ettiler. Zira bizim karşı koyacak dermanımız yoktu… Gökle yer arasını beyaz elbiseli, sarı sarıklı yağız gençler, atak süvariler doldurmuştu. Bunlara ne ok, ne kılıç işliyordu…”
Dipnotlar
- 152 Beyhakî, Şuabü’l-îmân 5/175; İbn Hişam, es-Sîratü’n-nebeviyye 3/244-245.
- 153 Müslim, cihâd 58; Saîd İbn Mansûr, es-Sünen 2/359.