İçeriğe geç

Malik, Cehennem’e nezaret eden bütün meleklerin başıdır. Nasıl Cennet’e nezaret edenlerin başında “Rıdvan” bulunmakta, öyle de Cehennem’e nezaret eden meleklerin başında da “Malik” bulunmaktadır. Kur’ân-ı Kerim Cehennem’de vazifeli bu melekleri de bize şöyle tanıtmaktadır:

“İnkâr edenler bölük bölük Cehennem’e sürüldüler. Oraya geldikleri zaman Cehennem’in kapıları açıldı, Cehennem’in bekçileri onlara şöyle dedi: ‘Kendi aranızdan, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve sizi bu günümüzde karşılaşacağınız şeyler hakkında uyaran elçiler gelmedi mi?’ ‘Evet, geldi.’ dediler. Ama, kâfirlere azap sözü hak olmuştu. O hâlde, içinde ebedî kalmak üzere Cehennem’in kapılarından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüymüş, denildi.”93

Yine bu çizgide başka bir sûrede, Cehennem ehli ile melekler arasındaki konuşma şöyledir:

“Ateşte bulunanlar Cehennem bekçilerine: ‘Rabbinize dua edin, bizden, bir gün olsun azabı hafifletsin!’ diyecekler. (Bekçiler) ‘Size peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi?’ derler. Onlar da: ‘Getirdiler.’ cevabını verirler. (Bekçiler ise) ‘O hâlde kendiniz yalvarın.’ derler. Hâlbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.”94

Zuhruf sûresinde de Cehennem ehli, Malik’ten, Allah’ın kendilerini öldürmesini talep ederler:

“Şüphesiz suçlular Cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir. ‘Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin!’ diye seslenirler. Malik de: ‘Siz böyle kalacaksınız!’ der.”95

Kâfirler… Kalblerini köreltenler… Selim fıtratlarını muhafaza edemeyenler… Gönüllerindeki sevgi ve irfan istidadını işletemeyenler… Dünyaya geldikleri zamanki safvetlerini korumayı beceremeyenler… Sağdan-soldan esen muhalif rüzgârlara kapılıp gidenler… Ruhlarının güç ve kuvvetini küfür ve tuğyan bataklığında eritenler…

169