İçeriğe geç

“Rahmân’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaradılışlarına mı şahit oldular ki, (böyle hüküm veriyorlar?) Şahitlikleri yazılacak ve (dediklerinden) sorulacaklardır.”20

Onların yapıları nurdandır. Bu husus, bir hadis-i şerifte şöyle anlatılır: “Melekler nurdan, cinler dumansız ateşten, insanlar ise Kur’ân’ın size anlattığı şeyden (yani kokuşmuş çamurdan) yaratıldı.”21

Cin ve insin yaratılışında madde vardır. Melâikede ise nur esastır. Onun için onları tarif ederken de “Melâike; latîf, nuranî, muhtelif suretlere girebilir kabiliyetinde bir kısım âli ruhlardır.” diyoruz.

Kur’ân-ı Kerim bize melekleri anlatırken, onların vasıflarından ve gördükleri vazifelerden de bahseder. “Melekler ki, Allah’ın hiçbir emrine âsi olamazlar ve sürekli Allah’ın emirlerini yerine getirirler.”22

Meleklerden bazılarının vazifesi maddî-mânevî her türlü belâ ve musibete karşı insanları korumaktır. Kur’ân: “Yemin olsun zecredenlere!”23 (Bağırıp sürenlere, insanları günahlardan veya şeytanları semavî haberlere uzanmaktan men edenlere.) ifadesiyle bu hakikate işaret eder.

Onlardan bazılarının vazifeleri de sırf bir nezarettir. Yani bunlar, “âyât-ı tekvîniye” ve “şeriat-ı fıtriye” dediğimiz hâdiseler silsilesine ve kâinatta câri kanunlara gözcülük ederler.

Diğer bazılarının vazifeleri ise, yaratıldıkları andan itibaren Rabbilerinin önünde saf tutup durmaktır. Kur’ân onlardan bahsederken, “Yemin olsun, saf saf duran meleklere!”24der.

Allah Resûlü, “Meleklerin, Rabbileri huzurunda yaptıkları gibi saf tutmalı değil misiniz?” buyurur ve sahabeyi öyle durmaya teşvik eder. “Melekler Rabbilerinin huzurunda nasıl saf tutarlar ey Allah’ın Resûlü?” diye sorulunca da, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) onlara şu cevabı verir: “Önce ilk safı doldururlar ve safları gayet sık tutarlar.”25

133