İçeriğe geç

Bu gezginci melekler ehl-i ilimle de bir münasebet içindedirler. İlim yoluna girenlerin Cenâb-ı Hak katında ayrı bir değeri, ayrı bir kıymeti vardır. Elbette ki bu ilim Allah yolunda ve O’nun hesabına olmalıdır. Bu tür ilim ve ilim adamları sayısız hadis-i şeriflerde ve birçok âyet-i kerimelerde tebcil ve tebrik edilmiştir.

Meselâ Ebû Hüreyre’nin (radıyallâhu anh) rivayet ettiği bir hadiste şöyle deniliyor:

“Kim ilim tahsili adına bir yola girerse, Allah onun için Cennet’e giden yolları kolaylaştırır.”122

İlimden maksat Allah’ı bilmektir. O’nun mârifetine yardımcı olmayan ilme gelince, o, faydasız bir malumat yığınından başka bir şey değildir.

İnsan, “mârifet-i Sâni” dediğimiz şu kâinatın muhteşem Sanatkârını bilme adına kanaatini kuvvetlendirmek, irfanına yeni yeni tefekkür hüzmeleri katmak ve bir arı gibi her gün bir mârifet peteğine ayrı bir şuur usâresiyle dönmek için bir yola girebildiği takdirde Allah (celle celâluhu) Cennet’e giden yolu ona kolaylaştıracaktır.

Namaz artık onun için bir dinlenme, bir tenezzüh; hatta bundan da öte namaz onun şiddetli bir arzusu hâline gelecektir. İslâm’ı bir bütün olarak yaşadığı vakit kalbi mutluluktan güvercinler gibi kanat çırpacak ve İslâmî emirlerden birini ihmale uğratsa, gırtlağı derin bir pençe tarafından sıkılıyorcasına ızdırap duyacaktır.

Bu mârifet erlerinin bir araya gelişleri de ayrı bir cazibe atmosferi meydana getirir. Nitekim hadis-i şerifte şöyle denilmektedir:

وَمَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللّٰهِ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إِلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَحَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ وَذَكَرَهُمُ اللّٰهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ
182