Bu misallerde hep meleğin veya meleklerin temessüllerinden bahsedilmektedir. Melekler öyle bir şekle girip, surete bürünmektedirler ki, muhatapları onları aynen bir insan gibi görüp hissetmektedir. Onun içindir ki, Hz. İbrahim, gelen misafirlerine ziyafet hazırlamış ve yine onun içindir ki, Hz. Lut misafirlerine karşı mahcup olmamak için çırpınıp durmuştur. Hâlbuki gelenler melektir. Yemez, içmezler ve onlarda erkeklik-dişilik yoktur. Biz bu âyetlerin işaretinden anlıyoruz ki, temessül, ayniyete yakın bir misliyet çerçevesi içinde vuku bulmaktadır.
2. HADİSLERDE MELEKLERİN TEMESSÜLÜ
a. Dıhyeleşen Cibril (aleyhisselâm)
Birçok hadis ve müşâhede de bu hususu teyit eder mahiyettedir. Şimdi de bunlardan bazılarını nakledelim:
Müttefakun aleyh bir hadis-i şerifte Hz. Ömer (radıyallâhu anh) şunları anlatıyor:
“Allah Resûlü’nün huzurunda oturuyorduk. Beyaz elbiseler içinde tanımadığımız bir yabancı geldi. Üzerinde yolculuk alâmeti de yoktu. Efendimiz’den izin istedi. ‘Yaklaşabilir miyim yâ Resûlallah?’ dedi. Ve bu ifadesini üç defa tekrar etti. Her izin alışta Allah Resûlü’ne biraz daha yaklaşıyordu. Sonra ellerini dizlerine koydu ve Efendimiz’e soru sormaya başladı:
– ‘İman nedir?’ Allah Resûlü cevap verdi:
‘İman, senin Allah’a, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine ve ahiret gününe inanmandır.’
– ‘İslâm nedir?’
– ‘Allah’tan başka ilâh olmadığına şehadet getirmen, namaz kılman, oruç tutman, zekât vermen ve hacca gitmen.’
– ‘İhsan nedir?’
– ‘Senin Allah’ı görüyor gibi kulluk etmen. Sen O’nu görmesen de O seni görmektedir.’